Sitede Ara
|
|
ÖSS Sınavı Öncesi Öneriler , Kendini Tanıma ve Kendine İnanmak , ÖSS Taktikleri |
Meslek , Meslekler , Meslek Rehberi , Meslek Seçimi , Meslek Tanıtımları , Üniversiteler , Üniversite Rehberi
|
ÖSS Sınavı öncesi önerilerimiz Heygirl dergisinin haziran ayı sayısında
'kariyer' bölümünde yayınlandı. Aşağıda Burçin Öztınaz'ın yazısı...
Hadi bakalım, son kararın mı
Geleceğin konusunda her söylenenden etkileniyor, “acaba” ve “keşke” lerden bir
türlü kurtulamıyorsan, doğru, hızlı ve etkin kararlar almak için kolları
sıvamalısın.
Kararlarımız, tüm hayatımızı şekillendiriyor; ilişkilerimizi, eğitimimizi,
sağlığımızı, geleceğimizi... Bu yüzden Mete Gür’ün “Karar Verme Eğitimleri”
verdiğini duyunca, hemen kendisiyle görüşmeye karar verdik:) Kendi yaşamından
yola çıkarak karar verme konusunda araştırmalar yapmaya başlayan, aldığı NLP ve
yaşam koçluğu eğitimleriyle kendini geliştiren Mete Gür, yaklaşık altı yıldır bu
konu üzerine iyice yoğunlaşmış. İşte, biz gençlere “karar verme” konusundaki
önerileri...
Kendine inan
Aldığımız kararları gerçekleştirebilmemiz için birinci koşul, kendimize
güvenmemiz. İşte bunu kanıtlayan bir örnek: Yapılan bir araştırmada, rast gele
10 öğrenci seçilmiş ve öğretmenlere bu 10 öğrencinin üstün zekalı olduğu
söylenmiş. Yıl sonunda bu 10 öğrencinin diğerlerinden daha başarılı olduğu
görülmüş. Bunun sebebi, öğretmenlerin o öğrencilere farklı gözle baktıkları için
onlara daha fazla ilgi göstermeleri, onlarla daha sık göz teması kurmaları ve
onları motive etmeleri. “Öğrencide ben iyiyim duygusu yaratıldığı zaman
gerçekten de iyi oluyor. Bu yüzden insanların önce kendilerine inanmaları
gerekiyor” diyor Mete Gür.
Sakın ters paranoyak olma
“Paranoyası olan insanlar, ‘takip ediliyor muyum’ diye sürekli arkalarına
bakarlar. Ters paranoyası olan insanlar ise, sürekli takip edecek birini
ararlar” diyor ve kendi kendine karar alamayan insanların, sürekli kendilerine
yol çizecek birilerini aradıklarını, sorumluluk almaktan kaçtıklarını söylüyor
Mete Gür. Bunun sebebini ise yetiştirilme tarzına bağlıyor. Yani, eğer bir
çocuğun alması gereken kararları onun yerine anne babası alıyorsa, bu çocuk
ileriki yaşamında karar almaktan korkar hale geliyor, bu yüzden kararlarını
başkalarına verdirmeye çalışıyor. Bunu aşmak için en gerekli olan şey ise,
yaptığımız hatalarla yüzleşebilmek.
Başarısızlıklarınla barış
Başarısız olmak, aslında sanıldığı kadar korkunç bir durum değil. Çünkü
başarısızlık olmasa, başarı da olmazdı. Yani, üstesinden gelemediğimiz şeyleri
unutmaya çalışmak yerine, onlardan ders çıkarmak gerek. Her başarısızlık, bize
başarıya nasıl ulaşılacağını gösteren bir işaret.
Zayıf noktalarının farkına var
“Zayıf noktalarınızı kabul etmezseniz, hiçbir zaman başarılı olamazsınız” diyor
Mete Gür. Bu yüzden kendimize karşı dürüst olmalı, zayıf noktalarımızı saklamak
yerine, onları yenmeye çalışmalıyız. Bu şekilde başarı için ilk adımı atmış
oluyoruz zaten!
Pozitif ve gerçekçi ol
Hedefler belirleyip kararlar alırken, bazen gerçekçi olamıyoruz. Gerçekçi
kararlar alabilmek için, işte Mete Gür’ün önerileri: “Diyelim ki doktor olmak
isteyen bir genç sınava birkaç kez girmesine rağmen tıp fakültesini kazanamıyor.
Bu durumda tek bir hedefe saplanmamak gerekli. O öğrenci tıp fakültesini
kazanana kadar belki de başka bir fakülteye gidip bu okulu bitirebilirdi. Böyle
durumlarda alternatif hedefleri de değerlendirmek gerekiyor. Bu kişi o hedefi
hangi sebepten dolayı saptadığını gözden geçirmeli. Örneğin, gerçekten kendisi
doktor olmak mı istiyor, yoksa sadece ailesi istiyor diye mi o hedefi seçti? O
hedefe ulaştığı zaman belli bir kazanç ve statüye sahip olacağını mı düşünüyor?
Bunları gözden geçirip iyi analiz etmeli.”
Gerçekten istiyor musun
Körü körüne hedefler belirlemek ve bu hedeflere saplanıp kalmak pek doğru bir
davranış değil. “Sırf yapmış olmak için hedef belirleyen insanlar var. O veya bu
şekilde hedeflerine ulaştıkları zaman da, ‘aa, bu muydu’ diyerek hayal
kırıklığına uğrayabiliyorlar haliyle. Geleceğe yönelik hedefler belirlerken iyi
düşünmek gerekli” diyor Mete Bey.
S.K.T geçmiş bilgilere takılma
Bilgi güçtür, ama her zaman değil. S.K.T, yani “son kullanma tarihi" geçmiş
bilgileri kullanarak karar vermeye çalışmak, bozuk yumurtayla yemek yapmaya
benzer. Bu yüzden, karar verirken kullanılan bilgilerin güncelliğini gözden
geçirmen gerek. Örneğin küçükken eli kesildiği için kan görmekten korktuğunu
düşünen biri kendine şu soruyu sormalı: “Tamam, küçükken başıma böyle bir şey
gelmişti. Ama şu anda da kan görsem korkar mıyım?”
Kararlarını değiştirmekten korkma
Kalıplaşmış düşüncelere takılıp kalmak, bazen hayatımızı olumsuz yönde etkiler.
Örneğin seçtiğimiz meslek bizi mutlu etmiyor mu? Öyleyse yeni bir karar alabilir
ve kendimize yeni bir yol çizebiliriz. Dünya artık insanlara birden fazla
kariyer yapma şansı tanıyor. Biz de kendimize bu şansı tanımalı ve
kararlarımızda esnek olabilmeliyiz!
Sünger moduna geçme!
“Karar verme aşamasında bazen öyle bir moda bürünürüz ki, kafamız bir sünger
gibi, ne gelirse içine alır; her söylenen fikirden etkileniriz. Ve en çok da,
bize en son ne söylendiyse onun etkisinde kalırız” diyor Mete Bey.
Kararlarımızı alırken başkalarına danışmamız elbette yanlış bir davranış değil,
ama her söylenenden etkilenmek, hiç de doğru değil. İşte, bu yüzden sünger
moduna geçmemek, bunun yerine altın arayıcısı gibi olmak gerek. Nasıl ki altın
arayıcıları kepçelerini toprağa daldırıyor, sonra da kepçedeki çamur ve kayaları
ayıklayıp altını alıyorsa, biz de kararlarımızı alırken böyle davranmalı, bize
söylenenleri filtre etmeliyiz.
Sonuçlarla kişilik arasında ilişki kurma
Başarısız olmamız, hiçbir zaman değersiz bir insan olduğumuz anlamına gelmez!
Mete Bey, bunun özellikle üniversite sınavı sürecinde önemli bir düşünce
olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Sınava girecek öğrenciler, ailelerinin ve
arkadaşlarının onları sevmeleri ile sınav arasında ilişki kurmaya başlıyorlar.
‘Ben sınavda başarısız olursam, o zaman kabul görmem, dışlanırım, yeteri kadar
sevilmem’ gibi olumsuz düşüncelerle kafamızı karıştırmaya hiç gerek yok. Bu,
sınav kaygısını daha çok artırır. O öğrenci aslında sınavdan başarısız olmaktan
değil de, sevilmemekten korkar hale gelir. Bu korku da, sınav başarısını ve
yaratıcı düşünceyi yok eder.”
Burçin Öztınaz
Heygirl, Haziran 2006 |
|
Sitede Ara
|